« Önceki |

17/11/2009

Atamızın Türklük üzerine sözleri


 


Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.


- Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.


- Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız. Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.


- Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.


- Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen payidar kalacaktır.


- Bir Türk dünyaya bedeldir.


- Biz doğrudan doğruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk topluluğudur.


- Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz.


- Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.


- Bu ulusu ben değil içimizdeki ruh, damarımızdaki kan kurtarmıştır.


- Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı yok etmeyi göze alırız.


- Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.


- Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.


- Her Türk ferdinin son nefesi, Türk Milletinin nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir.


- Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum.


- Milletin sevgisi kadar büyük mükafat yoktur.


- Ne mutlu Türk’üm diyene!


- Türk budur: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.


- Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.


- Türk! Öğün! Çalış! Güven!..
- Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur!

 

16/10/2009

Bir bardak çay deyip geçmeyin

Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçegi gösterir
  
hayatımızdan bir kesittir.
 
Çayın Alt Demliği
   
 
"KAYNANADIR"
 
 Sürekli Kaynar Durur.
 

 Hatta:
                                                               
 Dikkat edilmezse
 

 TAŞABİLİR
 
 
Üst demlik

 " GELİNDİR"

 Alt demlik kaynadıkça
 

 onunda
 
 Hareketi artar.
                                  

 Ama Zamanla da

 Olgunlaşır    ve
   Demlenir.... ...
 
 
"GELİNİN KOCASI
 
 ise
 

 Bardaktır.
 
 Her iki Çaydanlıktan da

 Yeterince Nasibini Alır.

 Biraz Kaynana Doldurur onu;

 Birazda  Gelin...
 
 Bu nedenle de

 Denge Unsurudur.
                

 Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi
 

 Bundandır.... .
 
 
"ÇOCUKLAR"

 Çayın Şekeridir.
 

 Tat verir.
 
 Çok Şeker

 Çayın Lezzetini Bozar.
 
 
Şekersiz Çaya alışanlara ise
 

 Bir tanesi bile...
 
 Fazla Gelir.....
 
 

 "GÖRÜMCE"

 ise

 Çay kaşığıdır.
 

 Arada Bir gelir;
 

 Karıştırıp Gider....
 
 
"KAYINPEDERE GELİNCE"

  o da

 " Çay Tabağı"dır.
 
  Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;
 

  Bir Kenarda
 
  Lök Gibi Oturur.
 
  Sadece Dökülenleri Toplar

  ve çevreye zarar vermesini engeller.

 Ancak;

 Ara sıra boşaltılması gerekir,

 Yoksa Taşıp

 Herşeyi Berbat edebilir.
 
 
 
"ÇAY SÜZGECİ"

  Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
 

  Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.

  Delikler Büyük olursa !

  Çayın Tadı Kaçar.
 
 

  Suyu Isıtan

  "ATEŞ" ise

  HOŞGÖRÜDÜR.
 
  O Olmadan

  Çay da Olmaz.
 
 
  
KISACASI

  Bir Bardak Çay
 

  "AİLEDİR"
 
  ve

  Ağız Tadıyla içilen
 

  Bir Bardak çayın

  Üstüne Yoktur

9/10/2009

ZÜLEYHA OLMAK


Kutsadı kalbimi sevda mabedi
Bir yâr sevmişim ki gözleri suzan
Sinemde türküsü çalsın ebedi
Bir yâr sevmişim ki yüreği ozan

Uğruna cansuyu dökesim gelir
Gönlüne lav olup akasım gelir
Bağrına karanfil dikesim gelir
Bir yâr sevmişim ki baharı hazan

Yunus’ça dillendim şiirler yazdım
Veysel’le yoruldum gurbeti gezdim
Züleyha’n oldum da hasreti sezdim
Bir yâr sevmişim ki sevdası hazin

Geceyle bitmedi derdim söyleşim
Yıldızlar şahittir kanlıdır yaşım
Bahtımdan karadır yazmalı başım
Bir yâr sevmişim ki ruhumda gezen

Yanardağ içinde küldür döşeğim
Yoruldu yüreğim,sabır beşiğim
Önüm de uçurum bak düşeceğim
Bir yâr sevmişim ki mezarım kazan



Meryem ASLAN

27/8/2009

YEŞİL ÖLÜM



Henüz suskuya teslim olmadan
Şimdi dinle beni
Arkadaşım
Arkadaşlığını göster bana
Son defa
Kar bakışlarınla boğma beni
Çek artık üstümden
Ağır beyazlığı
Bilirsin hiç sevmedim bu rengi

Hasretim nicedir
Gözlerim yeşil seyreder evreni
Yüreğim bile yeşil

Arkadaşım
Yeşili çalınmış düşler neyime
Adım çıktı veremliye
Kör talihimden ikramiye
Suçumu cennetim bil sen

Nar-ı cehenneme ilk nefes an’ı
Vasiyetim
Kefenimi de yeşil ısmarla
Bil ki o zaman kavuşacağım !!!

Meryem AS
LAN

23/8/2009

TEMELİ BULDUK:)))

6/8/2009

Seni böyle beklemekte güzel


20/7/2009

ASSOS

 
Taşların büyülü diyarı: ASSOS
Özellikle günbatımında etkileyici bir manzara sunan Athena Tapınağı, 6. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmiş.

Yüzyıllara tanıklık eden taşların sessiz tarihi, buram buram Ege kokan rüzgârın teninizi ve dalgaları süpürdüğü bir hava, serin bir deniz ve sükûnet. Bunlar sizi cezbetti mi? O zaman biraz daha devam edelim: Balık, dağ kekiği, damla sakızlı kahve, şezlong ve minder konforunu birleştiren iskeleler, zeytinyağı, gün batımı ve aşk da Assos'ta sizi bekliyor..

 
KÜÇÜK bir valiz toplayın; içinde mutlaka mayonuz, havlunuz, kitabınız, akşam saatleri için ince bir hırka ve fotoğraf makineniz olsun. İki günlüğüne de olsa düşün yollara. Pişman olmayacaksınız! İstanbul'dan yola çıkanlar için Balıkesir, Edremit, Altınoluk güzergâhları izlenerek veya Çanakkale yolundan İzmir yolu takip edilerek gidiliyor bu yöreye. Behramkale'ye yaklaştığınızı, köyün girişini haber veren taş köprüden anlıyorsunuz. Sonra sağlı sollu taş evler, butik oteller görüyorsunuz. Artık, dönüşte valizinize doldurup yanınızda götürmek isteyeceğiniz bir atmosfer çoktan etrafınızı sarmış oluyor bile... Şimdi, bir yandan taş evlerin mimarisi gözünüzü okşayacak, diğer yandan tarihin izlerini taşıyan antik liman kentiyle tanışacaksınız. Bundan sonrasında, Assos sizi teslim alacak. Taş, yörenin kendine özgü dokusunda başrol oynuyor. Yollar, evler, oteller, restoranlar, çay bahçeleri hep taşla inşa edilmiş. Assos kedilerinin yastıkları bile taştan. Şunu da belirtmeden geçmeyelim: Antik dönemde Assos'un taşları zor işlendiği ve çok dayanıklı olduğu için -biraz korkutucu ama- "İnsan yiyen taşlar," denirmiş. Assos, bir antik liman kenti olmasına karşın yerleşim ve deniz arasında 200 metrelik bir seviye farkı var. Biz deriz ki; Bemramkale'nin evlerini geride bırakın; deniz seviyesine, limana doğru kendinizi bırakın. Bu sırada antik kentin kalıntılarının yanından geçeceksiniz. Geçin gidin, çünkü tarihi kalıntılar Athena Tapınağı'nın sütunları sizi günbatımı için bekliyor olacak. Limana indiğinizde benzersiz bir Ege sahiliyle karşılaşacaksınız. Otellerin dokuyla uyumu, başka tatil beldelerinde böylesine pek alışık olmadığımız için sizi şaşırtabilir. Daracık sokaklarda konuklarını bekleyen sıra sıra oteller ve pansiyonlar var. Konaklama için önceden rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir. Özellikle hafta sonları, yer bulmak oldukça zor. Eğer denizin hemen kıyısındaki otellerden birinde kalacaksanız deniz gören bir odayı tercih edin. Manzaranın ve camdan uzatsanız ayağınızı denize sokacakmış gibi hissetmenin keyfine diyecek yok. Konaklayacağınız yeri ayarladıysanız limanda küçük bir tur atabilirsiniz. Restoranlar, küçük şirin barlar, dondurmacılar, yöreye özgü takılar ve süs eşyası konusunda fikir edinin; sonra da renkli minderlerin yer aldığı iskelelerden denize girin. Suyun soğuk olduğuna bakmayın iki dakika içinde ürpermeniz sona erecek. Hava yavaş yavaş kararmaya başladığında, oteldeki akşam yemeğini (genelde pansiyon ve otellerdeki konaklama ücretine kahvaltı ve akşam yemeği dahil) kaçırmayacak şekilde zamanı ayarlayın ve tarihi kalıntılara doğru yola çıkın. Önce tarihi tiyatroyu göreceksiniz. Tiyatroyu gezdiniz; o zaman günbatımı için köye doğru yola devam. Behramkale'nin yüzü kuzeye dönük ama antik kent Ege'ye bakıyor. Buradaki kalıntılar yüzyıllardır Ege'nin imbat rüzgârına göğüs geriyor. Giriş biletinizi aldınız. Artık MÖ 10. yüzyılda Metymna (Midilli) halkı tarafından kurulduğu söylenen tarihi Assos'u soluyorsunuz. Tarihin tanıkları taşlar ve Athena Tapınağı'nın yeniden ayağa kaldırılmış sütunları karşınıza çıkıyor. Şimdi güneş de günbatımının kızıllığını almışken deklanşöre basmanın; anı ölümsüzleştirmenin tam zamanı.

Assos'taki tüm yapılar taştan inşa edilmiş ve eski haliyle korunuyor.

CANLI MÜZİK VE ROMANTİZM
 
Yöreye özgü lezzetler arasında, küçük dondurmacılar da yer alıyor.
Akşam yemeği için otel yerine başka bir mekânı tercih ederseniz, limana gidebilirsiniz. Ama acele etmeyin! Daha damla sakızlı kahve içmek için zamanınız var. Köye doğru inerken sağ kolda, ateşin üzerinde fincanların ısıtıldığı bir çay bahçesi göreceksiniz. İşte o fincanlardan bir tane kapın ve Ege'ye has bu lezzeti tadın. Kahve keyfini lezzetli bir yemek takip edecek. Balık yemeden dönmeyin. Nerede yerseniz yiyin yemeğinizi, ayın şavkının aydınlattığı Assos kıyısında canlı müzik mutlaka çalınır kulağınıza. Bu romantik Assos akşamında sevdiğinizin gözlerine bakarak şarkıya eşlik edip etmemek de size kalmış artık. Dönüşe geçmeden önce Kadırga Koyu'nu da görmenizi tavsiye ederiz. Kadırga Koyu Behramkale'den Küçükkuyu, Altınoluk tarafına giderken 5 km. sonra karşınıza çıkıyor. Oteller ve pansiyonlarla dolu geniş koy tertemiz bir denize sahip. Nem oranının düşüklüğü ve öğleden sonra esen imbat, bunalmadan güneşlenebileceğiniz bir tatil imkânı sağlıyor. İmkânınız olursa zeytin ve zeytinyağı almadan Assos'tan ayrılmayın. Behramkale'nin şirin dükkânlarındaki altın sarısı rengiyle orijinal şişelerdeki yağlar eve gittiğinizde size bu kısa tatili hatırlatır...

10/7/2009

Lütfen 'turkche' konuşmayın...

alınt

Image and video hosting by TinyPic

***

Image and video hosting by TinyPic

Image and video hosting by TinyPic

 

Bu konu belki de ülkemizdeki en önemli sorun.Bir millet dilini kaybederse kültürünü de kaybeder.Kültü rü giden bir millette millet olmaktan çıkar.Geçmişte Keltlere yapılan soykırım bugün bize de oynanmaya çalışılıyor.Biz Türk Milleti olarak bu oyunlara gelmemeliyiz, dilimize, kültürümüze sahip çıkmalıyız.Türkçenin çok zengin bir dil olduğunu bütün herkesin bilmesi gerekiyor.

alıntı 


Upload Music
Blogcu ile yapıldı